Hasta Hakları İhlali Nedenleri

Hasta hakları ihlalleri değişik nedenlerle izah edilebilir. Bu nedenleri sınıflayacak olursak üç ana başlık altında toplayabiliriz. Değişik sınıflamalarda yapmak mümkündür.

A.Hastaya bağlı nedenler.

B.Sağlık kurumu ve sağlık personeline bağlı nedenler.

C.Sağlık sistemi ve sağlık giderlerinin finansman yöntemine bağlı nedenler.

A. HASTAYA BAĞLI NEDENLER

Hastaya bağlı hasta hakları ihlalleri nedenlerinin başında hastaların haklarını bilmemesi gelmektedir. Hasta hakları kavramının dünyada ortaya çıkması, gelişmesi ve uluslararası düzenlemelere konu olması 1980’li yıllara dayanmaktadır. Ülkemizde deontoloji tüzüklerini saymazsak hasta hakları yönetmeliğinin yayınlanması 1990’lı yılların sonlarıdır.Dolaysıyla hasta hakları kavramı yeni bir kavram.Gerçi sağlıkla ilgili yasal düzenlemeler ve deontoloji tüzükleri içerisinde hastalara nasıl davranılması ve hasta hakları ile ilgili bir çok düzenleme bulunmaktadır. Bu düzenlemelerin yeni bir anlayışla derlenip toplanması ve ön plana çıkartılması yenidir dersek daha doğru bir ifade kullanmış oluruz.

Hasta hakları kavramının yeni oluşması bu konuyla ilgili toplumsal bilgi birikiminin yetersizliğini doğurmaktadır. Hastalar bilgi birikiminin eksikliği ile bir sağlık kurumundan ve sağlık personelinden neler talep edebileceğini bilmemektedir. Sağlık uygulamalarında ortaya çıkan hoşnutsuzluklarını hangi makamlara iletebileceklerini ve sonuca nasıl gideceklerini bilmemektedir. Hatalı ve sağlıklarına zarar veren tıbbi uygulamaları yasal şikayet konusu yapabilecekleri ve uğradıkları zararı tazmin edebilecekleri konusunda bilgileri ve sonuç alabileceklerine dair umutları azdır.

Ayrıca hekim ve sağlık kuruluşlarına karşı oluşmuş olan geleneksel saygı ve minnettarlık hisleri hastaların davranışlarını etkilemektedir. Elbette bu hal güzeldir. Fakat yanlış uygulamaların önüne geçilebilecek bir bilinç oluşması gerekir. Artık sağlık hizmetleri çoğunlukla hayır maksatlı bazı vakıf ve kuruluşlar tarafından verilmemektedir. Sağlık hizmetleri küresel ve ulusal çapta büyük bir sektördür.Sağlık hizmeti alanlar aldıkları hizmetin ücretini dolaylı veya doğrudan ödemektedirler. Bir başka deyişle sağlık hizmeti alan hasta, aldığı hizmetin ücretini (hekimin, hemşirenin, hastanenin, sağlık ocağının....) ya doğrudan veya sağlık sigortasına ödediği primler ile veya verdiği vergiler ile ödemektedir. Vatandaş ‘senin ücretini ben ödüyorum’ veya ‘ben vergimi ve primini ödeyen biriyim’ bilincine ulaşmalıdır.

B. SAĞLIK KURUMU VE SAĞLIK PERSONELİNE BAĞLI NEDENLER

Sağlık kurumu ve sağlık personeline bağlı nedenleri değişik acılardan sınıflamak mümkündür.Mesela; sağlık personelinin hasta hakları ihlallerini niyet acısından şu şekilde sınıflayabiliriz.

  • Hasta yoğunluğu nedeniyle ortaya çıkan hasta hakları ihlalleri

  • Personelin bilgi eksikliği nedeniyle ortaya çıkan hasta hakları ihlalleri.

  • Hata ile ortaya çıkan hasta hakları ihlalleri

  • Kasıt ile ortaya çıkan hasta hakları ihlalleri.

  • Sağlık kurumları ve sağlık personelini beraber düşündüğümüzde şu şekilde yeni bir sınıflama yapılması mümkündür

  • Hasta yoğunluğu

  • Sağlık kurumlarının fizik kapasitesinin yetersizliği.

  • Sağlık personelinin yetersizliği

  • Hasta sayısının fazlalığı

  • Nöbet sistemi uygulamaları

  • Hasta sevk sistemi uygulamaları

  • Hasta merkezli sağlık hizmeti anlayışına ulaşılamaması

  • Teknoloji yetersizliği

  • Örgüt iklimi ve yönetim

1. HASTA YOĞUNLUĞU

a.Fiziki kapasitenin yetersizliği

Sağlık kurumları değişik nedenlerle ihtiyaca cevap verebilecek fiziki kapasiteye uygun olmadıkları çoklukla gözlenen bir durumdur.Hastaların poliklinik ve tetkik üniteleri önlerinde uzun kuyruklar oluşturdukları, kliniklerde küçük bir odada altı veya daha fazla hastanın yattığı sık rastlanır. Fizik kapasitenin yetersizliği hastaların alacağı sağlık hizmetlerinin olumsuz etkilenmesine neden olur.

b.Sağlık personelinin yetersizliği

Sağlık kurumlarında değişik nedenlere bağlı olarak bazı branşlarda sağlık personeli özellikle hekim ve hemşire eksikliğine sıkça rastlanır.Sağlık personeli eksikliği personel başına düşen hasta sayısını artırdığından hasta yoğunluğunu yükseltir.

c.Hasta sayısının fazlalığı

Sağlık kurumları planlanma aşamasında belirli bir nüfusa göre oluşabilecek hasta sayısı hesaplanarak planlanır.20-30 yıllık nüfus artışı tahminleri de göz önünde bulundurulur.Bütün bu çabalara rağmen geleceği tahmin etmek ve planlamak zordur.Ayrıca olağan üstü hallerde, bazı mevsimlerde ve bazı birimlerde hasta sayısını artması engellenemez.

d.Nöbet uygulamaları

Sağlık kurumlarında özellikle hastanelerde mesai sonrası klinik, tetkik üniteleri ve acil servislerde sağlık hizmetinin sürekliliğini sağlamak için nöbet uygulaması yapılır. Mesela; bir klinik de yatan hastalara mesai içerisinde 10-12 personel hizmet verirken nöbet esnasında 3-4 personel hizmet vermektedir. Bir çok hastanede nöbet süresi 16 saati bulmaktadır.Sonuç olarak personel başına düşen hasta sayısı artmaktadır.Bazı hastaneler nöbet uygulamasından doğan hasta yoğunluğunu çözebilmek için özellikle kliniklerde vardiya uygulamasına geçmektedir.

e.Hasta sevk sistemi uygulamaları

Sağlık kurumlarından hizmet almak isteyenler sağlık sisteminden faydalanmalarında basitten karmaşığa giden bir yol izlemeleri gerekmektedir.Öncelikle birinci basamak sağlık hizmeti veren kuruluşlara başvurmaları, sorunu çözülemediği takdirde bu birim tarafından ikinci basamak kuruluşlara sevk edilmeleri gerekir.Buna sevk sistemi denir.Birinci basamak sağlık kuruluşlarının iyi işletilmemeleri veya yasal istisna düzenlemeleri basit sağlık sorunlarının da üst birimlere taşınmasını netice vermektedir.Sağlık ocağında çözülebilecek bir sorun hastaneye hatta eğitim ve araştırma hastanesine taşınmakla hasta yoğunluğunun artmasına neden olur.

Yukarıda izah etmeye çalıştığımız nedenlere bağlı olarak hasta yoğunluğu sağlık kurumlarında özellikle hastanelerde artmaktadır.Hasta yoğunluğu hasta hakları yönetmeliğinde belirtilen hasta haklarına uyularak hizmet vermeyi güçleştirmekte, ihlal kapılarını açmakta veya artırmaktadır.

Bir örnek verecek olursak; günde 20 hastayı muayene etmesi gerek bir poliklinik hekimi 50 hastayı muayene etmek zorunda kalırsa, öncelikle muayene odası kapısında uzun hasta kuyrukları oluşur.Zaten hasta olan ve en azından oturarak istirahat etmesi gereken hastalar ayakta saatlerce kalmak zorunda kalarak hasta hakları yönetmeliğinde belirtilen asgari bir konfor içinde sağlık hizmeti almak hakkı ihlal edilir. Hekim bütün hastalara bakabilmek için zaman sınırlaması yapmak zorunda olduğundan hastayı dinlemek, tam muayene etmek, hastaya bilgi vermek ve hastanın mahremiyetini gözetmek, kullanacağı ilaçları tarif etmek gibi bir çok hususta gerekli dikkati gösteremez. Bütün bunlar; hastanın etkili sağlık hizmeti alma, hastanın kurum, personel ve hastalığı hakkında bilgi alma, hastanın bilgilendirilmiş rızasını alma, mahremiyetinin korunması gibi bir çok hakkının ihlaline ortam sağlamaktadır. Örnekleri çoğaltmak mümkündür. Buna bağlı olarak hasta hakları yönetmeliğinde ifade edilen

2.HASTA MERKEZLİ SAĞLIK HİZMET ANLAYIŞINA ULAŞILAMAMASI

İnsanların en çok önemsediği şey hasta olduklarında sağlıklarıdır.Bu nedenle sağlık hizmeti verenlere karşı minnettarlık hisleri taşırlar.Ayrıca sağlık hizmetleri uzmanlık gerektirdiğinde hasta diğer hizmetlerin tüketicileri gibi aktif tercih edeci olamamaktadır.

Geleneksel anlayışla yerleşmiş olan hekim merkezli veya iş merkezli hizmet anlayışı terk edilerek, hasta merkezli anlayışa geçilmelidir.Sağlık personelinin geçmiş dönemlerde almış olduğu eğitim ve kazanmış olduğu hizmet tarzının yeni anlayışa uygun hale getirilmesi gerekmektedir.

İş veya hekim merkezli anlayış hastanın tedavi sürecine ve karar sürecine aktif katılımını büyük ölçüde engellemektedir.Bunun sonucu olarak mesela verilecek olan bir cerrahi müdahale kararına hastanın bilinçli olarak katılımı ve kararı kendisinin vermesini güçleştirmektedir.Hasta kendine empoze edilene razı olmak durumunda kalmaktadır.Halbuki hasta merkezli hizmet anlayışında hasta tam aydınlatılarak alternatifler arasından tercihini sonuçlarını bilerek kullanır.

3.TEKNOLOJİ YETERSİZLİĞİ

Bir çok sağlık kurumunda mali veya yönetim eksikliğine bağlı olarak gerekli tıbbi cihazlar alınamamakta, arızalanan cihazlar tamir edilememekte, teknik donanım iyi organize edilememekte veya cihazları kullanabilecek yeterli personel bulunmamaktadır.Bu nedenlerle acil durumlarda gerekli müdahale aksamakta veya hastalara tetkik için uzun sürelerle randevu verilmektedir.

Sağlık kurumlarındaki teknolojik yetersizlikler bir çok hastanın kaybedilmesi sakat kalması, tedavi süresinin uzaması, tedavi esnasında daha fazla eziyete maruz kalmasına, çoğu zamanda daha yüksek tedavi masraflarına katlanmasına sebep olmaktadır.

4.ÖRGÜT İKLİMİ VE YÖNETİM

Kurum ve örgütlerde yazılı olmayan fakat yerleşmiş anlayışlar doğrultusunda ortaya çıkan işlemlerin yapılış tarzı ve kişiler arası iletişim biçimleri vardır.Bunlar genel olarak örgüt iklimi olarak adlandırılır.Örgüt iklimi örgütün genel değerlerini ve tarzını yansıtır.Kuruma yeni alınan personel bu havadan etkilenerek tarzını geliştirir.Örgüt iklimini etkileyen önemli bir unsurda yöneticilerin tutum ve davranışlarıdır. ‘At sahibine göre kişner’ atasözü buna dikkat çekmektedir.

Sağlık kurumunda yeni göreve başlamış olan idealist bir çalışan olumsuz örgüt ikliminin etkisiyle bir süre sonra ‘Her şeyi ben mi düzelteceğim’ düşüncesine ulaşır ve deforme olur.Ülkemizde sağlık kurumları yöneticilerinin çoğunluğu kamu görevlisidir.Yöneticilik konusunda formal eğitim almış yöneticiler azdır.Kamu hastanelerinde en üst yönetim başhekimlik olup hekimler yöneticilik eğitimi almamaktadırlar.Birde buna memurluk zihniyeti eklenince bir çok yönetim zaafı ortaya çıkmaktadır.

C.SAĞLIK SİSTEMİ VE FİNANSMANINA BAĞLI NEDENLER

Ülke de oluşturulmuş olan sağlık sistemi ve sağlık harcamalarının finansman sistemi sağlık hizmetlerinin nasıl verileceğinin temel belirleyicisidir.

Bugün ülkemizde en çok tartışılan sağlık ve eğitim sistemidir.Mevcut sistemi çağın gerekleri ve ihtiyaçları doğrultusunda reorganize etmek bütün hükümetlerin programında bulunmakla beraber son yirmi yıldır gerçekleşmemiştir. Sağlık sistemini tartışmak bu yazının boyutlarını çok aşmaktadır.Bu nedenle bazı kısa atıflarda bulunmakla iktifa edilecektir.

Ülkemizdeki koruyucu sağlık hizmetlerinin tamamı, tedavi edici sağlık hizmetlerinin yatak sayısına göre %95 kamu tarafından verilmektedir.Sağlık kurumları Sağlık bakanlığı, Mili savunma bakanlığı, üniversiteler, SSK başta olmak üzere çok sayıda kamu kurumu tarafından farklı prosödürler içerisinde verilmektedir.Genel sağlık sigortası yoktur.Kamu tarafından oluşturulmuş Bağ-kur, SSK, Emekli sandığı ve yeşil kart şeklinde dört farklı kamu sigortası vardır.Yinede ülke nüfusunun önemli bir kısmının hiçbir sağlık güvencesi yoktur.Her bir sigortanın farklı yapıları ve finans şekiller vardır.Hatta SSK hem finans hem de sağlık hizmeti sunucusudur.Özel sağlık kuruluşları yeterince teşvik görmemektedir.Bütün bunların sonucu;

Hastaların hekim ve sağlık kuruluşu seçimleri kısıtlanmaktadır.

Sağlık kurumlarında hasta yoğunluğunu artmaktadır.

Sağlık kurumlarından faydalanma imkanları kısıtlanmaktadır.

Bir çok kişi ihtiyacı olduğu halde sağlık hizmeti alamamaktadır.

Kaynak israfı artmaktadır.

Özel muayenehaneye uğrama ve bıçak parası uygulamaları ortaya çıkmaktadır.

Hastanede rehin kalma vakaları görülmektedir.




© 2012 T.C. Sağlık Bakanlığı Urla Devlet Hastanesi. Tüm Hakları Saklıdır.